Modern Cazın Doğu ile Kesişim Gecesi

Crosscurrents Trio, kültür alışverişi temalı müzikal ifadelerin iç içe geçtiği bir doğaçlama projesi. Plak baskısı tüm dünyada tükenen Good Hope albümü 2019 yılında Edition Records’dan yayımlanmıştı. Projenin üç lideri Chris Potter, Dave Holland ve Zakir Hussain, Doğu-Batı sentezini düşünsel bazda ve ifade zenginliği açısından dinleyicilerine en doğru şekilde aktarmayı hedefleyen efsane müzisyenler. Bu albüm, benim yaşam ansiklopedimde “yaratıcılık nasıl bir şeydir?” diye kendime sorduğum takıntı nöbetlerimdeki sakinleştiricim olma özelliği taşıyor. Müzik dilinin evrenselliğini tek bir albüm ile anlatılmak istense zahmetsizce masanın üzerine koyacağımız bir kutsal kase. Aynı zamanda özellikle saksofon enstrümanının olanaklarını derinlemesine keşfedebileceğiniz bir etüd kitabı gibi. 

Crosscurents Trio’nun müziği, takip edilmesi kimi zaman zorlaşan ama son derece akılda kalıcı pasajlardan oluşuyor. Repertuvarın ve icraların merkezinde Chris Potter yer alıyor. Zakir Hussain ve Dave Holland ise tek başlarına ve birlikte yaptıkları doğaçlamalarla Potter’ı destekliyor. Hiçbir bölümde solo saksofon olmasa bile Potter’ın hükümranlığı her an hissediliyor. 

Fotoğraf:Burak SÜLÜNBAZ

Chris Potter’ı ve Dave Holland’ı bugüne kadar konuk oldukları ve kendi isimleriyle kaydettikleri -hemen hemen- tüm projelerde dinlemişimdir. Ama Zakir Hussain’i ise çok tanımıyorum. Onunla ilgili öğrenmek istediğim tüm bilgileri Türkiye’de tabla konusunda bir guru olan sevgili dostum Gürkan Özkan’a sorarak öğreniyorum. Gürkan, uzun süredir Hussain’in öğrencisi ve yakın dostu. Gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki, Türkiye’deki tabla müzisyenleri arasındaki sevgi mesajı yayıcısı. Ayaklı bir tabla kütüphanesi; kendi imalatı tablaları var. Eğitimci, icracı ve “Tabla Sanatı” isimli bir de kitabı var. 

Gürkan Özkan, prova sırasında sahnede. (Fotoğraf:Burak SÜLÜNBAZ)

Hindistan’ın dünya müziğine en önemli armağanlarından olan, tabla üstadı Zakir Hussain, caz saksofonunun türler ötesi doğaçlama süperstarı Chris Potter, aralarında Miles Davis’in de bulunduğu pek çok ikonun caz yoldaşılığını yapmış olan ve yaşayan en önemli bas efsanelerinden biri kabul edilen Dave Holland’ın, 9 Temmuz’da, bayramın birinci günü aynı sahnede olacaklarını öğrendiğimde çok heyecanlanmıştım. Çünkü bahsi geçen isimler, söz konusu türlerin meraklıları için müzikal keyfin doruk noktalarını yaratan isimlerdi. Konserin, bayramın 1. günü olduğunu öğrendiğimde salonun dolmayacağı endişesine kapılmıştım. Bir süre sonra konserin yoğun yağış ihtimalinden dolayı Harbiye Açıkhava’dan Cemal Reşit Rey Konser Salonuna alındığını öğrendim. Doğru bir hamle olmuş. Tam konser çıkışı çok şiddetli bir yağmur başladı ve yağmur dinene kadar bir çatının altına sığınmak zorunda kaldım. Konser sırasında olsaydı keyfimizi kaçırırdı. Ancak konser mekanının değişmesi salondaki yerlerin yetersiz kalmasına neden oldu. Çok öncesinden duyuru yapılmasına rağmen erken davranıp bilet almayı ihmal eden pek çok dostumuz maalesef bilet bulamadı.

Muhtemelen yılın en değerli caz konserlerinden bir olmaya aday Crosscurrents Trio, füzyon cazın Hint kökenli müzikten destek aldığı gerçek bir süper grup konseri oldu. Başka bir ifadeyle, modern cazın doğu ile kesişim gecesi yaşandı. Saksofon, tabla ve kontrbasın birlikte yer aldığı başka bir projeye denk geldim mi hatırlayamıyorum. Ama bu proje, albümü dinlediğim ilk andan itibaren özellikle dikkatimi çekiyor.

Fotoğraf: Burak SÜLÜNBAZ

Konser günü herkes aileleriyle bayram tatili geçirirken Cemal Reşit Rey Konser salonunun çok kıymetli çalışanları erken saatlerden itibaren bize bu güzel akşamı yaşatabilmek için hummalı bir çalışmaya girmişlerdi. Salona erken saatte gittim ve sahne kurulumundan, ses düzeni hazırlanmasına, sound-check ve ışık provalarına kadar tüm hazırlıkların itina ile yapılmasına tanıklık ettim. Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun son derece titiz ve mahir bir teknik kadrosu var. Bir kısmı çok uzun süredir görev başında. Bilgili, güler yüzlü ve çözüm odaklı bir anlayış ile İstanbul’un göz bebeği niteliğindeki bu konser salonunun doğru temsil edilmesi ve dinleyicinin memnun edilmesi adına canla başla çalışıyorlar. Sahnede izlediğimiz her bir konser için geç saatlere kadar çok yoğun emekler veriliyor. Yazımın sonunda bu güzel konserin ve buna benzer konserlerin gerçekleşmesine katkı sağlayan ekibe tek tek teşekkürlerimi göndereceğim. Yıllardır salona gidip gelen bir müziksever sıfatıyla bu özverili emeğe şahit olduğum için, bunu bir borç biliyorum. 

Konser saati geldiğinde İstanbul’da bayram tenhalığı yaşanmış olmasına rağmen tek bir koltuk boş kalmaksızın dolan salonda, seyirciler, uçsuz bucaksız doğaçlamalarla dolu, profesyonelliğin sonuna kadar hissedildiği, uzun süre anılacak bir konsere tanıklık etti.

Fotoğraf: Burak SÜLÜNBAZ

Repertuvar 2019 çıkışlı Good Hope’dan seçilmişti. Konserde daha önce kaydetmedikleri bir parçayı da canlı dinleme şansı bulduk. Bu da, üçlünün muhtemelen yeni bir kayıt için stüdyonun yolunu tutacağının habercisi olarak algılanabilir. Keşke olsa. 

Benim bu projeye dinler dinlemez ısınmamın sebeplerinden biri, Dave Holland’ın Anouar Brahem ve John Surman’la kaydettikleri 1998 tarihli Thimar albümünde yer alan Mazad’ın da farklı bir versiyonla bu albümde de yer almış olması. Gerçi Thimar son derece efkâr yüklü bir albümdü. Karşıt olarak Good Hope derin mavilikler kadar umut dolu ve yükseltici bir albüm ama iki albümdeki toprak kokuları bana benzeş gelir. Değil mi ki müziğin ne dini ne de ırkı vardır, değil mi ki güzel müziğin insana yaşattığı hislerin emsali yoktur; o hâlde Dave Holland’ın bu iki doğuya yolculuk albümü bana çok keyif verir.

Konser öncesi üç mükemmel sanatçının soundcheck’ini izlediğimden bahsetmiştim ve konsere muhteşem bir hazırlıkla ve yıldırım gibi çıkacaklarını bilerek oturdum yerime ama bisten hemen önce dinlediğim Good Hope parçasını setlist’deki sırasında dinleyeceğimi bildiğim halde yine de çok derinden etkilendim. Ne muhteşem bir parça! Uzun uzun sololar, varyasyonlu tema melodisinin sürekli değiştirilerek tekrar edilmesi. Coşku düzeyini patlatana kadar yükselen mütemadi tekrarlar. Tabla soloların yükselişine Chris Potter’ın yıllardır bir hazine gibi biriktirdiği müzikal bilgisini cömertçe nefesine aktarması, Dave Holland’ın tane tane sayılan bas patriyotlarıyla akıllardan yıllarca çıkmayacak bir Good Hope icrası dinledik. Ve finalde ayakta alkışlamak için parçanın bitmesine dahi sabredemedik. Etkilenmemenin imkânı yoktu. İyi ki bayram tatili planımı ertelemişim; konser pazartesi sendromuna değdi. 

Fotoğraf: Burak SÜLÜNBAZ

Bu etkinliğin gerçekleşmesine katkı sağlayan kahramanlara huzurlarınızda bir teşekkür göndereyim. 

Figen Ayhan Karakelle ( İbb Kültür Dairesi Başkanlığı Koordinatörü)

Murat Cem Orhan ( Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni)

Özlem Göçer ( CRR Konser Salonu Müdürü)

Enes Kudu (Cemal Reşit Rey Konser Salonu Program Koordinatörü / Protokol – Basın Davetli Sorumlusu)

Berk Erkuş (Cemal Reşit Rey Konser Salonu Program Koordinatörü)

Sümeyra Gümrah Teltik (Cemal Reşit Rey Konser Salonu Sosyal Medya ve Basın Sorumlusu)

Özlem Demirkıran ( Kültür Dairesi Başkanlığı Kurumsal İletişim Koordinatörü)

Zuhal Kaçan ( CRR Konser Salonu İdari İşler Personeli)

Teknik Ekip;

Girol Karaçayır (ışık), Ceyhun Ünsal (ışık), Mustafa Akdemir (ses teknik), Murat Kaya (ses teknik) , Murat Saka (sahne teknik), Abdülhamit Büçkün (sahne teknik), Coşkun Türkmen (sahne teknik)

İBB Kültür Sanat Ekibi , CRR Konser Salonu Güvenlik Personeli, CRR Temizlik Personeli, Hostes ekibi ve konserin organizasyon sorumlusu Ali Ozan Göktan

Fotoğraf: Burak SÜLÜNBAZ

Yeni konserler izlenimleriyle Dark Blue Notes sayfaları arasında buluşmak üzere…

Burak Sülünbaz

Co-Founder, Jazz Writer // Kurucu Ortak, Caz Yazarı

Burak Sülünbaz 'in 42 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Burak Sülünbaz ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.