Sesler ve Cümleler [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

Bill Evans – Symbiosis

Kaliforniya. Brezilya. Sıcak rüzgar. Whisky sour. Margarita.

Armoni. Ne tuhaf şey. Kavraması bir müzisyen-olmayan için ne zor.

İkinci parçadaki Hermeto Pascoal tınıları. Bossanova sonrası yeni Brezilya müziği. Sıcak rüzgarlar. Havalı, rahat ve neşeli.

1st Movement. Hollywood. Cool. Jazz with strings. Bill Evans with strings. Cool. Sıcak havalarda. Rüzgarlarda. Cool. Whisky sour. Margarita.

Yaylılarla, zaman aktıkça yükseltilen tansiyon.

Gölgede 32, güneşte 38. Celcius.

David Lynch’s Weather Report. Fahrenheit.

California. L.A. Beverly Hills. Sunset Boulevard.

Gloria Swanson, Bill Evans eşliğinde margaritasını yudumluyor. Sıcak bir rüzgar esiyor. Çok sıcak.

William Holden, havuzda, yüzüstü. Süzülüyor.

Kameralar. Işıklar. Margarita. Sıcak rüzgarlar.

Sarmal halinde. Sarmal. California. L.A. Beverly Hills. Sunset Boulevard.

Herkes çok şık. Herkes biraz orospu. Herkes ışıltılı bir geçmişin son günlerinde yaşıyor.

Bill Evans – Symbiosis

Bill Evans with strings. Jazz with strings.

Kerem Görsev, Batu Akyol’un Caz Çok Zor kitabındaki söyleşisinde bu albümden bahsediyor.

Albümü dinliyorum. Onun bu albümden bahsedişinden bahsediyorum.

Onun bu albümden bahsedişinden bahsetmemden bahsedecekler mi?

Bahse girerim, bahsetmeyecekler.

William Holden, havuzda, yüzüstü.

Gloria Swanson, Bill Evans eşliğinde margaritasını yudumluyor.

Süzülüyorum.

Marc Ribot – Map of a Blue City

Singer songwriter Marc Ribot.

John Zorn’lu, Tom Waits’li, Elvis Costello’lu, David Sylvian’lı yıllardan, Songs of Resistance’tan, Scelsi Mornings’den sonra.

Folk. Rock. Virtüözitenin bastırılması. Geride bırakılması. İzinin kalması. Hissedilen o belirgin sound. Otuz yıl öncenin, şimdinin, geçmişteki üretimin diriltilmesinin zamansız güncelliği.

Albuquerque’de, New Mexico’da yıldızlı geceler. Chihuahuan çölünde. Mojave çölünde. Sierra Nevada. Utah. Arizona. Blues. Tom Waits. Allen Ginsberg.

Midwest. Kansas. Missouri. Omaha. Nebraska. Des Moines. Davenport. Oklahoma City. Tulsa. Amarillo. El Paso.

Americana.

Keep running baby.

When the World’s burning.

When the World’s on fire.

Where will you run?

Will you call God’s name?

Ve ruhun iyimserliğiyle -“Optimism of the Spirit”- bitiriyor. Ama tırnak içine alıyor. Dünyanın gidişatına nasıl bakıyor? İyimser olan kendisi mi yoksa iyimserleri mi iğneliyor? Umutsuz mu? Bu bir veda albümü mü? Bildiği dünyaya veda. Koyu atmosferik seslerle. Atmosferden dışarı fırlıyor.

Gelmekte olanla duyulan korku. Belirsizlikle. Öngörülemezlikle.

Birlikte korkalım, demek istiyor.

When the World’s on fire.

I can feel it burning.

Hepiniz hissedin, demek istiyor.

Kaydın amatör hissi ve içindeki sonik incelikler, vokalinin durgunluğu, gitarının sakinliği, sözlerinin açıklığı, melodik tercihleri, basitliğinin içindeki ustalığı, çekiciliği, erişilebilirliği.

Hislerini yaymak istiyor.

George Garzone – The Fringe in New York

Zihnin New York’a ışınlanması.

Between Two Cities: Davul ve bas ritmini tutturmuşken vibrafondan saksafona geçişin yumuşaklığı. Vibrafonla saksafon arasında. Birlikte devam ediyorlar. Çok temiz bir pisliği var Garzone’un çalımının. Cazın temizliği, cazın pisliği, cazın o hijyenik salaşlığı. Ya da asla salaş olmayan o çok lüks kirliliği. Cazın iki uç noktasını buldum! Saksafon, uzvuna dönüşüyor. Nefesin metafiziği. Bir şeye nefesini veriyorsun, böyle sesler çıkarıyor. Nefesin birleştiriciliği. Hepimizin nefes sahibi olmasıyla nefesin bireyselliği zıtlaşmıyor. Nefesin uzlaştırıcılığı.

Fringe. In New York. Çok klas bir fringe. Allah’a şükür uçlardayız. Yaşamın uçlarındayız. Zevkin ve erdemin. İkisinin dengesinde sürdürüyoruz yaşamımızı.

Central Park West. Coltrane.

Allah’a şükür yaşamı uçlarında yaşıyoruz.

Zihnimizin içinde.

Yaşamı uçlarında yaşayanların yarattıklarıyla. Onlara imrenerek. Zihnimizin içinde. Her akşam 18:10’da Şekerpınar’dan kalkan şu Otokar Sultan’ın popomu ağrıtan koltuğunun üzerinde, evime giderken.

Anthony Goes to Mardi Gras. We Don’t Know Why. A Fox in the Woods. Ultra Tempo.

Central Park West.

Bir şeye nefesini veriyorsun ve bu sesleri çıkarıyor. Bir şeye bir sopayla vuruyorsun ve bu sesleri çıkarıyor. Bir teli çekip çekip bırakıyorsun ve bu sesleri çıkarıyor.

Birileri hayatını bu seslere sebep olarak kazanıyor.

Rudresh Mahanthappa – Kinsmen

Snake!

Yılan.

Deliğinden çıkarılan. Tatlı ve bir o kadar da vurucu sözlerle.

Rachid Taha – Rock’n’Raï

Haneke’nin Cache’sindeki Majid, bu albümü dinleseydi belki de kendini Georges’un gözleri önünde öldürmeyecekti.

Sesler ve Cümleler [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]
Bill Evans resmi web sitesi
George Garzone resmi web sitesi
Marc Ribot resmi web sitesi
Rudresh Mahanthappa resmi web sitesi

Share.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, malum koşullarda yaşayabilmek için bankacı olmuş genç bir yazar. Bibliyofil ve obje fetişisti. Müzik eleştirmenliğine öykünüyor. Çeşitli müziklere, sanatlara ve kültür ürünlerine maruziyetini, bunların zihninde dokunduğu ve harekete geçirdiği şeyleri yazıyor.

Exit mobile version