Tom Petty and The Heartbreakers grubunun kurucu üyelerinden Mike Campbell, yeni albümüyle Tom Petty mirasını sürdürmeye devam ediyor.
Bu cümle ilk bakışta abartılı görünebilir. Ancak Mike Campbell’ın rock’n’roll tarihindeki yerini düşündüğümüzde durum tam olarak böyle. Çünkü Campbell, Tom Petty’nin yanında çalan bir gitarist olmanın ötesinde, Heartbreakers’ın ses örgüsünü şekillendiren, grubun alamet-i farikası hâline gelen pek çok şarkının yaratım sürecinde belirleyici rol üstlenen bir isimdi.
Campbell’ın The Dirty Knobs ile yayımladığı Mission of Mercy de bu nedenle sıradan bir solo çalışma olarak değerlendirilemez. Albüm, bir yandan Amerikan rock’n’roll geleneğinin köklerine yaslanırken, diğer yandan Tom Petty and The Heartbreakers’ın yıllar boyunca inşa ettiği müzikal dünyanın izlerini bugüne taşıyor. Bu yapılırken teslim olan bir yaklaşım değil, yaşanmış bir müzikal mirasın devamı söz konusu.
Albümün ilk dakikalarından itibaren hissedilen şey de bu. Campbell, geçmişte yarattığı müzikal dilin güvenli limanına sığınmak yerine onu yeni şarkılar aracılığıyla yeniden yorumlamayı tercih ediyor. Bu nedenle Mission of Mercy boyunca duyulan ses örgüsü bir hayli tanıdık; ancak albüm hiçbir noktada eski Heartbreakers kayıtlarının gölgesinde kalmıyor.
Campbell’ın kariyerini yakından takip edenler için bu durum şaşırtıcı değil. Çünkü Tom Petty ile birlikte yazdığı şarkılar, Amerikan rock’n’roll geleneğinin son kırk yılına damga vuran eserler arasında yer alıyor. Refugee, Runnin’ Down a Dream, Here Comes My Girl ve daha pek çok şarkıda onun imzası var. Dolayısıyla bugün duyduğumuz ses, aslında başından beri hikâyenin önemli yazarlarından birine ait.
Mission of Mercy‘nin dikkat çeken yanlarından biri de gösterişten uzak yapısı. Albüm, günümüz rock müziğinde sıkça karşılaşılan prodüksiyon gösterilerine kesinlikle ihtiyaç duymuyor. Şarkılar merkezde duruyor. Campbell’ın gitarı ise çoğu zaman teknik becerisini sergilemek için değil, şarkının hikayesini ileri taşımak için devreye giriyor. Bu yaklaşım, Tom Petty ve The Heartbreakers’ın en güçlü dönemlerini hatırlatan önemli bir özellik.
Albümün genel atmosferi değerlendirdiğimizde ise, kökleri blues, country ve klasik Amerikan rock’n’roll’una uzanan bir ses örgüsüyle karşılaşıyoruz. Ancak Campbell bu etkileri müzikal bir müze çalışmasına dönüştürmüyor. Tam tersine, geçmişten aldığı unsurları güncel ve canlı bir bütünlük içerisinde kullanıyor. Bu da albümün en büyük artılarından biri olarak öne çıkıyor.Belki de Mission of Mercy‘yi değerli kılan asıl unsur burada yatıyor. Mike Campbell yetmişli yaşlarına yaklaşmasına karşın yeni şarkılar yazıyor, yeni albümler kaydediyor ve müziğini ileriye taşıyor. Bize de bu nadide albüm için kendisine teşekkür etmek kalıyor…
■
Dark Blue Notes’da Bülent Seyitdanlıoğlu
Dark Blue Notes’da Vitrin
Mike Campbell & The Dirty Knobs
