John Coltrane’i ilk kez Miles Davis’in grubunda çaldığı kayıtlarda duymuştum. Davulda ilerlemem gereken, dolayısıyla caz müziğini ve davulculuğunu öğrenmem gereken bir zamana denk gelmişti. O zaman cep telefonu da yok, evde internetler 56K modem ile sağlanıyor. Aydın Esen’in Türkiye’ye getirdiği ve herkesin oradan fotokopi ile çoğalttığı bir Real Book edindim. Açtım kitabı ve ilk parçadan bunların isimlerini aratıp Napster ya da LimeWire’da bulabildiğim mp3’leri indirip dinlemeye başladım. İndirme tuşuna basınca 3-5 MB’lık parça bile 30 dakikada iniyor, o dönemler.
Elvin Jones albümünün CD’sini bulmuştum Bodrum’da, Dear John C. Albüm Coltrane’in ölümünden sonra ona ithaf edilmiş bir albümmüş meğer. Önüme sürekli Coltrane çıkmaya başlamıştı o yıllarda. VHS dönemi bitiyor, DVD dönemi gelirken artık konser videolarına da daha hızlı ulaşmaya başladık.
Ama Coltrane ile asıl ilişkim Ricky Ford sayesinde derinleşip başka bir seviyeye ulaştı. Ricky Ford Orchestra (RFO)’dayken 5 saksafon, kontrbas ve davul için Ricky’nin yaptığı aranjmanları çaldık. A Love Supreme albümünü baştan sona çalıyorduk. Kaç kez prova yaptığımızı hatırlamıyorum ama Coltrane şu anda kemiklerime işlemiş durumda.
Bilgi’de okurken bir yıl asıl enstrümanımı davul yerine saksafon seçip Ricky ile özel olarak çalışıp saksafon çalmayı öğrendim. Tenor saksafonun Allah’ını dinlemeyip de kimi dinleyecektim zaten! Sonra Engin Recepoğulları ile onun triosunda yine A Love Supreme albümünü baştan sona çalmaya devam ettik.
Haftada birkaç gün mutlaka bir albümünü ya da çaldığı kayıtları dinliyorum. Bu dünyadan çok başka dünyaların kapılarını açıp beni oralarda gezdiren bir müzisyen. Hayal kurmayı ve başka diyarları gezmeyi en çok onun sesiyle sevdim.
İyi ki doğmuş John Coltrane ve dünya müzik tarihini değiştirip bize böyle bir miras bırakmış.
■
Dark Blue Notes’ta John Coltrane@100
John Coltrane resmi web sitesi
Ediz Hafızoğlu resmi web sitesi
