Bir caz saksofoncusuyla Pavement’ı aynı cümlede yan yana getirmek ilk bakışta pek akla gelecek iş değil. Hele o saksofoncu James Carter ise… Detroit’ten çıkıp tenor, bariton ve soprano saksofon arasında dolaşan; blues’dan swing’e, free jazz’dan avant-garde’a kadar uzanan Carter’ın müzikal dünyasıyla 1990’ların Amerikan indie rock’ının gevşek, pürüzlü ve kendine has gruplarından Pavement arasında nasıl bir bağ kurulabilir?

Cevap biraz tuhaf: Beavis and Butt-Head.

James Carter, Pavement’ın “Cut Your Hair”ını ilk kez MTV’de Beavis and Butt-Head izlerken duyuyor. Şarkı aklının bir köşesinde kalıyor. Yıllar sonra Pavement repertuvarından bir caz albümü fikri ortaya çıktığında Carter’ın yanında piyanoda Cyrus Chestnut, basta Reginald “Swingdoom” Veal, davulda Ali Jackson var. Carter tenor ve soprano saksofon çalarken Chestnut piyano, Fender Rhodes ve Hammond org; Veal akustik ve elektrik bas kullanıyor. Üstelik grubun önemli bir kısmı Pavement dünyasına neredeyse yabancı.

Pavement hayranlarının sevdikleri şarkıların caz formunda yeniden çalındığı başka bir proje yok. Tazeliğini kaybetmeyen bir albüm. Dört caz müzisyeni, önlerine konan bu repertuvara kendi müzikal dünyalarından bakıyor. 

Kayıtlar 16–19 Eylül 2004’te New York’taki Electric Lady Studios’da, dört gün içinde yapılıyor. Ortaya çıkan albüm 27 Eylül 2005’te Brown Brothers Recordings etiketiyle Gold Sounds adıyla yayımlanıyor. “Summer Babe”, “Trigger Cut”, “Stereo”, “Cut Your Hair”, “Here”, “Platform Blues”, “Folk Jam”… Pavement’ın o gevşek, yer yer dağınık, gürültülü ve özellikle Stephen Malkmus’ın vokaliyle iyice kendine özgü hâle gelen şarkıları James Carter ve arkadaşlarının elinde başka bir forma giriyor.

Konuyu “düzenleme” üzerinden toparlamak istemiyorum. Daha çok parçalama üzerinden ilerlemek istiyorum. Carter, Pavement şarkılarının melodilerini ne kadar korusa da, bazen uzağına gidiyor, bazen şarkının geride bıraktığı birkaç küçük işaretten hareket ederek bambaşka bir yere çıkıyor. Cyrus Chestnut piyanosuyla müziğin harmonik zeminini genişletirken Reginald Veal ve Ali Jackson rock ritmini taklit etmek yerine parçaları bir caz dörtlüsünün hareket alanına bırakıyor.

Bu nedenle bir noktadan sonra insan, Pavement mı dinlediğini, James Carter mı dinlediğini düşünmeyi bırakıyor.

Stephen Malkmus’ın vokalindeki o hafif yamuk, notaların arasından geçen söyleyiş Carter’ın özellikle ilgisini çekmiş. Malkmus’ın sesindeki gevşekliği ve zamanla oynama biçimini saksofona taşımaya çalışıyor. Böyle düşününce Pavement ile caz arasındaki mesafe birden sandığımız kadar büyük görünmüyor. İki tarafta da kusursuzluk arayışından ziyade karakter var. Notanın doğru yerde durmasından çok, müzisyenin o notayla ne yaptığı önemli.

Albümün döneminde Pharoah Sanders ve Archie Shepp gibi isimlerin özgür caz damarını hatırlatması da boşuna değil. James Carter, Pavement’ın gitar gürültüsünü ortadan kaldırırken onun yerine steril bir caz estetiği koymuyor. Gürültünün işlevini başka araçlarla sürdürüyor. Saksofon zaman zaman gitarın yerine bağırıyor, ritim bölümü şarkının altındaki zemini çekiyor ve Pavement’ın kontrollü dağınıklığı cazın kontrollü belirsizliğiyle buluşuyor.

Gold Soundz bugün yeniden karşımıza çıktığında ayrıca başka bir dönemi de hatırlatıyor. 2000’lerin başında Brad Mehldau’nun Radiohead ve Nick Drake’e, The Bad Plus’ın rock repertuvarına uzandığı yıllarda caz müzisyenleri, popüler müziğe yalnızca “cover yapılacak şarkılar” gözüyle bakmamaya başlamıştı. Bir rock parçası da bir Gershwin bestesi gibi alınabilir, parçalanabilir, doğaçlamaya açılabilir ve başka bir müziğin başlangıç noktası olabilirdi.

Yirmi yıl sonra bu kayıtlar yeniden açıldı. Albüm 2026’da Modern Harmonic etiketiyle Gold Soundz: A Jazz Tribute to Pavement adını alarak genişletildi. Record Store Day kapsamında hazırlanan 15 parçalık çift plak baskısı, ilk kez vinilde yayımlanırken arşivde kalan kayıtların da kapısını yeniden açtı. Asıl genişleme ise dijital sürümde geldi. 2 Ekim 2026’da dijital platformlarda yayımlanan 20 parçalık versiyona dört bonus kayıt eklendi: kısa “Bichet”, “Folk Jam”in dördüncü take’i, “5-4=Unity”nin alternatif take’i ve diğerlerinden farklı olarak 2004 Electric Lady seanslarından değil, Carter’ın 13 Ocak 2018’de Baltimore’daki An Die Musik konserinden alınan “My First Mine” canlı kaydı. Böylece 2004’te dört gün içinde başlayan o garip deney, yalnızca yeniden basılmakla kalmadı; alternatif kayıtları ve yıllar sonra sahnede aldığı hâliyle biraz daha geniş bir hikâyeye dönüştü.

Naçizane tavsiyem, bugün dinlerken eğlenceli olması açısından şu yöntemi izleyebilirsiniz. Önce Pavement’dan “Cut Your Hair”ı açın. Ardından James Carter versiyonunu. Sonra “Summer Babe”, “Here” ve “Stereo” ile aynı şeyi yapın.

Bir süre sonra şarkının ne kadarının değişebileceği ama yine de kendisi olarak kalabileceği üzerine düşünmeye başlıyorsunuz. İyi bir şarkının kimliği bazen gitarında, temposunda, prodüksiyonunda hatta onu söyleyen kişinin sesinde bile olmayabiliyor. Bütün bunları çekip aldığınızda geride hâlâ tanıyabildiğiniz küçücük bir şey kalıyor.

James Carter ve arkadaşları yirmi yıl önce bu söylediğimi aramış. Gold Soundz bu yüzden bir Pavement tribute albümü olmaktan çok, dört caz müzisyeninin bir rock şarkısına bakıp sorduğu sorunun kaydı gibi geliyor: Bir şarkıyı ne kadar uzağa götürürseniz hâlâ o şarkıdır?

■

Dark Blue Notes’da Mine Gürevin
Dark Blue Notes’da Vitrin
James Carter Instagram

Mine Gürevin
Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.
Share.

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Exit mobile version