Arif Hür: 36. Akbank Caz Festivali kapsamında 26 Eylül 2026 akşamı Yeldeğirmeni Sanat’ta müzikseverlerin karşısına çıkacaksın. Bu konseri düşündüğünde, şu anda üretmekte olduğun müziğin hangi tarafını İstanbul’daki dinleyiciyle buluşturmak istiyorsun? Sahneye çıkmadan hemen önce kafanda nasıl bir müzik var?

Danae Palaka: Canlı performanslarda genellikle albümümdeki, her performansta farklı şekilde doğaçlanan ve genişletilen parçaları çalıyoruz. Bazen türkülerin veya Balkanlar’dan bilinen ezgilerin melodilerini de müziğin içine katıyoruz. Performanstan hemen önce genellikle rüzgârın sesini düşünüyor ve sakin olmaya çalışıyorum. Asmalı davulun sesi de aklıma geliyor. Bu ses, çalışımı çok etkiledi ve çalmadan önce bunu hatırlamayı seviyorum.

Arif Hür: Müziğinde Anadolu, Balkanlar ve Afrobeat ritimleri; Birleşik Krallık cazı, krautrock ve elektronik müzikle yan yana geliyor. Bu farklı gelenekleri bir araya getirirken onları “birleştirmeye” mi çalışıyorsun, yoksa aralarındaki gerilimi ve farklılıkları korumak senin için daha mı önemli?

Danae Palaka: Bu tarzlar, bir dinleyici olarak keyif almayı ve davul seti üzerinde keşfetmeyi sevdiğim, bana en çok merak duygusu veren şeyler. Farklılıklarına saygı duyarak onları bir araya getirmeye çalışıyorum. Benim için önemli olan, kim olduğumu şekillendiren tüm bu etkileri bir araya getirmek ve onların barış içinde bir arada var olmalarını sağlamak.

Arif Hür: Bu etkilerin bir kısmı İstanbul’la da ilişkili. İstanbul’a yerleşme kararında kısmen İstanbullu olan aile köklerinin önemli bir yeri var. Atina’dan İstanbul’a ilk geldiğinde bu şehir sende nasıl bir iz bıraktı? Burada yaşamaya başladıktan sonra İstanbul’la kurduğun ilişki nasıl değişti?

Danae Palaka: İstanbul hakkında bana çok fazla hikâye anlatılmadı. Sadece köklerimin bir kısmının anneannemin ailesi tarafından buradan geldiğini biliyordum. Küçükken İstanbul’un nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu; uzaklarda bir yer olduğunu düşünüyordum. Şehri ilk kez ziyaret ettikten sonra sorular sormaya başladım. İlk ziyaretimde büyülenmiştim ve bu, burayı daha fazla keşfetmek ve tekrar ziyaret etmek istemem için önemli bir sebep oldu. Yüksek lisansımı burada, İTÜ’de yapmaya karar verdim ve aynı üniversitede doktora çalışmalarıma devam ediyorum. Burada yaşamaya başladıktan sonra değişen şey, İstanbul’un uzaklarda bir yer olmaktan çıkıp günlük hayatımın bir parçası hâline gelmesiydi. Sadece şehrin güzelliği ve tarihiyle değil, günlük ritmi gibi şehrin diğer tüm yönleriyle de karşılaşmaya başladım. Belki de İstanbul’la olan müzikal ilişkim de burada başladı.

Arif Hür: İstanbul’la kurduğun bu müzikal ilişkinin müziğinde somut olarak karşılığı ne? Şehrin hangi sesleri, ritimleri, mekânları ya da karşılaşmaları bestelerine sızıyor?

Danae Palaka: İstanbul ve buradaki günlük hayatım kesinlikle etkilerim arasında. Geleneksel müziğin yanı sıra coğrafi yapı, topluluklar ve tarihin çok katmanlı yapısı da bana müzikal olarak ilham veriyor.

“Bestelerim her zaman davul setinin etrafında dönmüyor”

Arif Hür: İlk solo albümün ‘Velox’, Ekim 2024’te yayımlandı. Solo bir albüm yapmak, özellikle davul gibi çoğu zaman başka müzisyenlerle kurulan etkileşimin merkezindeki bir enstrüman söz konusu olduğunda, senin için nasıl bir eşikti? ‘Velox’u yaparken “artık kendi sesimi buldum” dediğin bir an oldu mu?

Danae Palaka: Bazen bulduğumuz sesin, her zaman az önce geride bıraktığımız bir benliğin sesi olduğunu düşünüyorum. “Velox”, kendimi ifade etmek için bir ses bulmanın sonucuydu. Yönü olmayan fikirleri keşfeden bir solo proje olarak başladı, bu yüzden bir sese yerleşmesi uzun zaman aldı. Partnerim ve prodüktörüm Nikos Dervisis, fikirlerimi bir araya getirmeme ve albümümde bütünlüklü bir ses oluşturmama yardımcı oldu. Davulların “Velox”un ana bileşeni olduğunu söylemezdim, çünkü bestelerim her zaman davul setinin etrafında dönmüyor. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu söyleyebilirim; çünkü sürekli teknik sergileyen bir davulcu olmayı sevmiyorum.

Arif Hür: ‘Velox’tan sonra üzerinde çalıştığın müzikte davulun rolü nasıl değişiyor? Davul setinin “alternatif” olanaklarını araştırdığını söylüyorsun. Senin için davul hâlâ öncelikle bir ritim enstrümanı mı, yoksa melodik, dokusal ve hatta elektronik bir enstrüman gibi de düşünülebilir mi? Bir davul setinden alışılmışın dışında hangi sesleri çıkarmanın peşindesin?

Danae Palaka: Davulları ve perküsyonu, farklı perdelerde sesler ve çok sayıda doku üretmeleri anlamında çok melodik buluyorum. Farklı şekillerde icra edilebilirler ve temel yapıları, gizli kalabilecek alternatif özelliklerle kolayca bir diyalog kuruyor. Max Roach’ın “Drums Unlimited”ını, Tullio de Piscopo’nun “Suonando ‘La Batteria Moderna’”sını ve Cevdet Erek’in “Davul”unu ilk dinlediğimde büyülenmiştim. Bir davulun tüm bu imkânları ve yeni yapı biçimlerini nasıl sunabildiği benim için yeni bir dünya açtı. Davul çalmaya başladığımda bunun çok güzel ve benzersiz bir enstrümanlar bütünü olduğunu fark ettim. Her parçası dünyanın farklı bir yerinden geliyor; örneğin trampet Batı Avrupa’dan, ziller ise Türkiye’den geliyor.

Fotoğraf Salih Üstündağ

Arif Hür: Albümün üzerinden zaman geçti. Bugün “Velox”u dinlediğinde, yayımlandığı dönemde fark etmediğin neler duyuyorsun? O zamandan bu yana müzikal yaklaşımında neler değişti?

Danae Palaka: Değişen şey, kendimle albüm arasındaki mesafe. “Velox” Ekim 2024’te yayımlanmış olsa da albüm Ağustos 2023’te kaydedildi ve ardından müzik prodüksiyonunun son aşamaları geldi. Bu yüzden bugün onu, hayatımın ve müzikal gelişimimin belirli bir dönemine ait bir albüm olarak duyuyorum. O zamandan beri performans yaparak, araştırarak, besteleyerek ve müzikle daha fazla zaman geçirerek daha fazla deneyim edinmeye çalıştım. Şimdi ikinci albümüm üzerinde çalışıyorum ve bu deneyimleri bir araya getirmeye çalışıyorum. Bugün “Velox”taki bazı parçaları kaydediyor olsaydım, bazı groove’lar ve fikirler muhtemelen farklı olurdu.

“Davul seti, benim için tamamen farklı bir müzikal dilin kapısını açtı”

Arif Hür: Piyanoya beş yaşında başlamış, daha sonra çello ve vokal arasında da dolaşmışsın; ama sonunda kendini davulun arkasında bulmuşsun. Sence seni davula çeken şey neydi? Davulda, diğer enstrümanlarda bulamadığın hangi ifade biçimini buldun?

Danae Palaka: Ailem Atina’da küçük bir müzik okuluna sahip, bu yüzden beş yaşındayken piyanoya başladım ve uzun yıllar Avrupa klasik müzik geleneği içinde eğitim aldım. Bir noktada müzik dünyasında bir şeylerin eksik olduğunu hissettim ama bunun ne olduğunu tam olarak ifade edemiyordum. Enstrüman değiştirmemin bunu bulmama yardımcı olabileceğini düşündüm. Önce şarkı söylemeyi ve çello çalmayı denedim; sonra davulların çocukluğumdan beri hayal dünyamın bir yerinde olduğunu hatırladım. Havaya davul çalarmış gibi yapardım ve evdeki elektronik piyanomuzun davul sesleriyle oynardım. Davul çalmak bana önemli bir özgürlük hissi verdi. Davul seti, benim için tamamen farklı bir müzikal dilin kapısını açtı; farklı imkânlar ve beraberinde gelen farklı bir müzik tarihi vardı.

Fotoğraf Nikos Dervisis

Arif Hür: Davul çalmak fiziksel bir eylem. Groove, poliritim, tekrar ve yoğunluk üzerinden düşündüğünde, müziğin senin için ne kadarı zihinsel, ne kadarı bedensel bir deneyim? Çalmaya başladığında bedenin bazen zihninden önce mi karar veriyor?

Danae Palaka: Performans sırasında ortaya çıkabilen belirli bir zihinsel alan var ve bu alan tamamen bilinçli değil, en azından kasıtlı karar verme anlamında. Elbette performans sırasında çok fazla düşünme gerçekleşiyor: dinlemek, öngörmek, karşılık vermek, seçimler yapmak. Ama bilinçli kontrolün daha az baskın hâle geldiği anlar da oluyor. Çoğu zaman bedenin yol gösterdiği hissine kapılıyorum. Bunu bir konserde solo çalarken yaşadığımı hatırlıyorum. Daha önce defalarca çalıştığım bir cümleye dayanarak hızlı çalmaya başladım. Bir noktada ellerim kendi kendilerine hareket etmeye başladılar ve düşündüğümden daha hızlı çalıyorlardı.

Arif Hür: Doğaçlama senin müziğinde nasıl çalışıyor? Doğaçlama yaparken bir yere “varmaya” mı çalışıyorsun, yoksa müziğin nereye gideceğini kontrol etmeyi bırakmak mı asıl mesele? Özellikle sahnede, planladığın şeyle o anda ortaya çıkan şey arasındaki sınır nerede başlıyor?

Danae Palaka: Bu, fikre ve parçanın yapısına bağlı. Örneğin komprovizasyonla çalışıyorsam, ilerlediğim belirli bir yön var ve performans sırasında verdiğim kararlar kısmen oraya varmakla ilgili. Ama serbestçe çalıyorsam ve bir noktada bir yere varmak istediğimi hissedersem, o yöne doğru çalmaya başlayabilirim. Bu projede her parça aynı şekilde çalışmıyor. Tüm parçalarda bir tür zaman çizelgesi var: müzikal fikrin ilerleyebilmesi için belirli olayların belirli bir sırayla gerçekleşmesi gerekiyor, ancak bu olaylar arasındaki zamanlama akışkan. Diğer anlarda ise yapı çok daha sıkı ve zamanlama daha kesin olarak belirlenmiş durumda.

“Ritim bir süre sonra mekâna dönüşüyor”

Arif Hür: Ritim çoğu zaman zamanı düzenleyen bir şey olarak düşünülür. Sen ise çalışmalarında zamanın ve “birlikte varoluşun” özünü yeniden düşünmekten söz ediyorsun. Ritim senin için zamanı ölçen bir araç mı, yoksa zamanı dönüştüren bir şey mi?

Danae Palaka: Ritim hem keşfettiğim malzeme hem de üretim yaptığım ortam. Ritim bize açıkça zamanı düzenlemek ve ölçmek için bir yol veriyor: nabız, ölçü, tekrar, alt bölümlere ayırma. Ama ritmi bedensel olarak deneyimlediğimizde, özellikle aksak ritimler veya poliritimler aracılığıyla, zamansal organizasyona dair farklı bir his yaratabiliyor. Sadece “zamanın geçişini” algılamıyoruz; belirli bir zamansal yapının içinde yaşıyoruz. Ritim mekâna dönüşüyor. Her ritmik tekrar yeni bir anda ve ondan önce gelenle ilişki içinde gerçekleşiyor.

Arif Hür: Bir yanda Birleşik Krallık cazının doğaçlamacı ve özgür yaklaşımı, diğer yanda krautrock’ın tekrar, motorik yapı ve hipnotik tarafı; elektronik müziğin ise ses ve doku üzerine düşünme biçimi var. Bu üç dünyanın sende kesiştiği noktayı nasıl tarif edersin? Kendini “caz müzisyeni” olarak tanımlamak sana hâlâ anlamlı geliyor mu?

Danae Palaka: Kendimi caz müzisyeni olarak tanımlamazdım; cazdan etkilenen biri olarak tanımlardım. Sanırım “caz” terimi, geleneksel caz standartlarını ve swing ritimlerini içerebildiği gibi elektronik enstrümanları veya serbest biçimi de kapsayabilen çok geniş bir şemsiye terim.

Arif Hür: Krautrock ve elektronik müzikteki tekrar fikri ile cazdaki doğaçlama ilk bakışta birbirine zıt gibi görünebilir: biri yapıyı ve döngüyü, diğeri anlık değişimi çağrıştırıyor. Sen bu iki yaklaşımı müziğinde nasıl birbirine dönüştürüyorsun?

Danae Palaka: Doğaçlama, anın gerektirdiği şey buysa tekrar içeren bir şey de olabilir, ama tamamen rastgele de olabilir. Bence birçok farklı müzik türünün içinde doğaçlama yapabilirsiniz. Örneğin Jaki Liebezeit, çok tekrarlı yapılar içinde çalarken bile müziğe, kendi çalımına ve grubun yönüne karşılık verebiliyordu. Tekrarlayan loop’ların üzerine doğaçlama yapmaktan ve aynı döngü içinde farklı davul kalıpları bulmaktan gerçekten keyif alıyorum. Aslında tamamen doğaçlamadan yoksun bir tür olduğunu düşünmüyorum; Avrupa klasik müziğinde bile doğaçlama farklı biçimlerde var.

Arif Hür: Müzikal kökler söz konusu olduğunda, “köklerime dönüyorum” demek bazen geçmişi romantikleştirme riskini taşıyor. Sen Anadolu ve Balkan müziklerine yaklaşırken neyi arıyorsun: belirli ritimleri mi, bir coğrafyanın hafızasını mı?

Danae Palaka: Bazı parçalarımda Türkiye, Yunanistan ve Balkanlar’a özgü ritimleri ve melodileri arıyorum. Yaptığım her parçada folk etkileri yok ve onları her zaman belirgin hâle getirmek istemiyorum. Geleneğe saygı ve sevgiyle, ama aynı zamanda onlarla ne gibi yeni malzemeler yaratabileceğimi görmek için duyduğum merakla yaklaşmaya çalışıyorum.

Arif Hür: İstanbul’da genç bir müzisyen ve besteci olarak üretmek sana ne öğretti? Buradaki müzik sahnesinin, özellikle bağımsız ve deneysel üretimler açısından, sana sunduğu imkânlar ve seni zorlayan taraflar neler?

Danae Palaka: İstanbul’un müzik sahnesi oldukça aktif ve şimdiye kadar müziğimi sunmak için harika fırsatlar sundu. İTÜ-MİAM da benim için benzersiz bir yer oldu ve insanlarla bağlantı kurmamda önemli bir rol oynadı. Birlikte çalışmaya ve fikirlerini paylaşmaya hevesli, son derece yetenekli insanlardan oluşuyor.

Arif Hür: Son olarak biraz daha kişisel bir yerden sorayım: Beş yaşında piyanoya başlayan Danae ile bugün “Velox”u yapan, doktora çalışmalarını sürdüren ve İstanbul’da kendi müzikal dilini kurmaya çalışan Danae aynı odaya girse, birbirlerine ilk neyi anlatırlardı? Ve bugünkü Danae’nin hâlâ cevaplamaya çalıştığı soru ne?

Danae Palaka: Sanırım araştırdığım soru “nereye ait olduğum”. Ait olmak, başka şeylerin yanı sıra, diğer insanlarla benzerlikler bulmakla ilgili. Bu, müziği sevmek, aynı futbol takımını desteklemek veya pipetsiz ayran içmek gibi basit bir şey bile olabilir. Bu benzerlikler, insanları birbirine yaklaştıran bir bağ oluşturuyor.

Arif Hür: ‘Velox’ artık geride kalmışken, şu sıralar üzerinde çalıştığın yeni projede seni en çok heyecanlandıran keşif ne? Bu kez henüz yapmadığın neyi denemek istiyorsun?

Danae Palaka: Şu anda üzerinde çalıştığım ikinci albümü yayımlayacak olmaktan ve diğer sanatçılarla birlikte performans yapacak olmaktan ötürü heyecanlıyım. Bu fikirleri bir toplulukla birlikte çalmak, müziği bir diyaloğa dönüştürüyor. Daha önce düşünmediğim yeni ses fikirlerini kullanmaya açığım. Bir grubun lideri olmak, solo bir proje yürütmekten farklı ve çok daha fazla şey gerektiriyor ama aynı zamanda heyecan verici diyebilirim.

■

Dark Blue Notes’da Röportajlar
36. Akbank Caz Festivali Danae Palaka biletleri

Arif Hür
Okan Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra 2023 yılında Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamladı. Kariyeri boyunca Habertürk, Tercüman, Snob Magazin ve 12punto gibi medya kuruluşlarında görev aldı. Bir dönem magazin gazeteciliği yaptı. Uzun süredir kültür-sanat, lifestyle, dış haber, sağlık ve yeni medya alanlarında röportajlar, araştırmalar ve dosya haberler hazırlıyor.
Share.

Okan Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra 2023 yılında Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamladı. Kariyeri boyunca Habertürk, Tercüman, Snob Magazin ve 12punto gibi medya kuruluşlarında görev aldı. Bir dönem magazin gazeteciliği yaptı. Uzun süredir kültür-sanat, lifestyle, dış haber, sağlık ve yeni medya alanlarında röportajlar, araştırmalar ve dosya haberler hazırlıyor.

Exit mobile version