Pandemiden hemen önceydi… Loş ışıklarla dolu Babylon’un konser salonuna 3 arkadaş girdik. O akşam, Tony Allen, çalışını ve müziğini etkileyen isimlerin başında gelen Art Blakey’nin onuruna hazırladığı “A Tribute To Art Blakey” projesi ile sahne alacaktı. Sahneye baktığımda gözüm hemen davul setine takıldı. Konser başladı, Allen yerini aldı. Sanki bir anda sahnede devleşmişti. Ellerinde bir dünyanın ritmi dönüyor, her vuruş salonu dolduruyordu. Işıklar onun üzerine vuruyor, gölgesi davul setiyle salonda dalgalanıyordu. Gölgesi ritmi anlatıyor, elleri ve ayakları kitin her parçasını kusursuz bir uyumla yönetiyordu. Dinlerken sadece müziği değil sahnedeki hakimiyetini, doğaçlama yeteneğini ve müziğe olan tutkusunu da hissedebiliyordunuz.

Tony Allen, Babylon, 28 Şubat 2019 (Fotoğraf: Cem Gültepe)

Tony Allen 20 Temmuz 1940’ta Lagos, Nijerya’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren ritme ilgisi vardı ve gençlik yıllarında Lagos’un gece kulüplerinde çalmaya başladı. Bu dönem, onun Afrika ritimlerini keşfetmesi ve cazla sentezlemesi açısından kritik bir süreç oldu. Lagos’un müzik sahnesi, batı Afrika ritimlerinin caz ve popüler müzikle birleştiği bir laboratuvar işlevi görüyordu.

Allen’ın kariyerindeki önemli ilk adım Victor Olaiya’nın Cool Cats grubuna katılmasıydı. Burada çalmak Allen’a zamanlama groove kontrolü ve sahne disiplinini geliştirme fırsatı verdi.

Allen’ın Fela Kuti ile karşılaşması

1965’te Allen’ın yolu Fela Kuti ile kesişti. Bu iş birliği, iki müzisyenin farklı yeteneklerini bir araya getirdi. Fela, sözsel ve politik söylemi üstlenirken Allen ritmik omurgayı ve groove’u sağlıyordu. Birlikte caz, funk ve yüksek tempolu Afrika ritimlerini birleştirerek Afrobeat’in temellerini attılar.

Fela Kuti’nin Africa ’70 adlı grubu, 1970’ler boyunca Afrobeat’in en önemli performans platformu oldu. Allen bu dönemde uzun setlerde ritmik dayanıklılığını geliştirdi. Groove’u canlı ve esnek tuttu ve performansların ritmik mimarisi haline geldi. Afrika’daki uzun performans setleri Allen’ın çalımında daha uzun döngülerin ritmik varyasyonların ve grubun kolektif ifadesinin gelişmesine olanak sağladı.

Allen’ın yaklaşımının bir başka önemli unsuru, caz müzisyenlerinden aldığı etki. Art Blakey ve Max Roach gibi isimlerin ritmik esnekliği ve doğaçlama odaklı çalımı Allen’ın müzik anlayışını derinleştirdi. Caz ile Afrika ritimlerinin birleşimi Allen’ın groove’unda hem doğaçlama hem süreklilik arasında bir köprü oluşturdu.

Allen sadece davulu çalmıyor, müziğin yönünü de belirliyordu. Kuti’nin uzlaşmaz politik tutumu nedeniyle grup polisten sürekli olarak baskı görüyordu, huzursuzluk had safhadaydı. Fela Kuti’nin kazandığı paradan hak ettiğini almadığını da düşünen Tony Allen gruptan ayrıldı, kendi yoluna gitti.

Tony Allen Dörtlüsü, Babylon, 28 Şubat 2019. Irving Acao (saksofon), Mathias Allamane (kontrabas), Tony Allen (davul), Jean Philippe Dary (klavye) (Fotoğraf: Cem Gültepe)

1986’da Allen, Paris’e taşındı ve Afrobeat’i küresel bir müzik formuna dönüştürme sürecini başlattı. Paris, Allen için yeni iş birlikleri, dünya müziği sahnesine açılma ve genç müzisyenlerle etkileşim merkezi oldu. Bu dönemde çalıştığı sanatçılar arasında Damon Albarn, Jeff Mills, Angélique Kidjo ve Manu Dibango gibi isimler yer aldı.

Tony Allen, Paris döneminde Afrobeat’i solo olarak da ifade eden eserler üretti. Öne çıkan albümleri 2017’de The Source ve 2020’de ise Rejoice onun ritmik çeşitliliğini caz-funk esintilerini ve elektronik unsurlarla uyumunu gösterdi. Ayrıca Allen Paris’te verdiği dersler ve atölyelerle genç müzisyenler yetiştirdi.

Allen, Afrobeat’in ritmik ruhunu gelecek nesillere aktaran bir öğretici ve ilham kaynağıydı. Lagos’ta geçen çocukluğu ve Afrika kökeni ona Batı müziğinden farklı, özgün bir ritim anlayışı kazandırdı. Groove’u zamanın tek bir eksende ilerlemediği döngüsel ve canlı bir deneyimdi.

Tony Allen, 30 Nisan 2020’de Paris’te hayatını kaybetti. Ancak ritmi hala canlı. Onun çalımı, artık sadece bir müzik türü değil kültürel bir miras ve sonsuz bir enerji olarak yaşamaya devam ediyor.

Dark Blue Notes’da yayınlanmış diğer portre yazıları
Dark Blue Notes’da Candeğer Muradoğlu

Share.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu ve Johannes Rau Alumni'si. Yıllardır ekonomi ve teknoloji alanında çeşitli dergilerde çalıştı ve hala devam ediyor. Şimdi ise müziği daha iyi duymak için dinliyor, okuyor, geziyor.

Exit mobile version