Coşku Dolu Sonik Bir Cümbüş: Mark Guiliana CRR’de

21 Ekim Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak Mark Guiliana Quartet konserine gitmeyi planlayanlardansanız, yolunuz bu sayfaya düştüyse, hakkında bir şey okumamış da nasıl bir konsere gideceğinizi bilmiyorsanız, yazının tamamını okumama ihtimaline karşı en başta bilgilendirelim. O gece sahnede akustik bir caz konseri dinleyeceksiniz. Eğer Brad Mehldau ile ortak projesi Mehliana ya da diğer grubu Beat Music‘in albümlerine benzer elektronik tabanlı bir müzik dinleme beklentisi ile CRR’de olacaksanız, kısa yoldan biletinizi başkasına verin derim. Ancak koltuğunuzu caz dinlemeyi planlayarak aldıysanız, yakın zamanların en maceraperest ve gözüpek gruplarından birinin -muhtemelen- oldukça tatminkar bir konserine şahit olacaksınız.

Uzatma pahasına bir hususu daha açığa kavuşturalım; ne Mark Guiliana’nın davul çalışı bilindik straight-ahead bir stilde ne de Quartet’in müziği bilindik bebop türevi bir caz. Mark Guiliana Quartet, art rock, senfonik rock ve pop da dahil caz dışı stillerin izini taşıyan özgün besteleri, modern ritmik desenler kullanarak ve mükemmel bir makine dakikliğinde ve tutarlılığında çalan bir grup.

Mark Guiliana bir süredir birbirinden farklıymış gibi duran iki ayrı yolu yürüyor. Bir yandan Beat Music (2012) ve Beat Music! Beat Music! Beat Music! (2019) gibi albümlerinde cazla ilintisi muğlak gözüken elektronik müzik yapıyor; öte yandan Family First (2015) ve Jersey (2017) gibi albümlerde şahit olacağınız üzere, eser dozda klavyeli çalgılar ve synth ilavesini saymazsak, akustik enstrumanlardan kurulu grubuyla (çoğunlukla akustik tınlayan) caz çalıyor. CRR’deki konserde muhtemel repertuvarın büyükçe bölümünü oluşturacak the sound of listening (2022) de bu anlayışla kaydedilmiş bir albüm.

Öncekilerde de benzer bir hissiyat vardı; the sound of listening kendisini kolayca açan bir müzik sunmuyor. Bazen aynı parçanın içinde hem minimalist hem de kaotik pasajların yer aldığı, kakafonik seslerden kaçınıp temiz seslerle çalmalarına rağmen beklenmedik dönüşlerin işitildiği, temponun sıklıkla değiştiği, Continuation‘da olduğu üzere tekrar eden batı motiflerinin arasına -neredeyse arabesk denebilecek- doğu ezgilerinin girdiği ama ritmin arttığı durumlarda dahi lirik ifadelerle aktarılan anlatılardan kurulu eklektik bir müzik. Algılarınız açık değil ise, takip etmek kolay değil; ancak kendinizi akışa bıraktığınızda Mark Guiliana Quartet’in müziği coşkuyla akan sonik bir cümbüş.

Son anda bir değişiklik olmazsa, akustik piyano da dahil klavyeli çalgılarda Jason Lindner, basta Jasper Høiby ve nefesli sazlarda -son albümün yanı sıra tüm akustik kayıtlarında çalmış olan- Jason Rigby yer alacak. Düzenlemelerde büyük değişiklik yapmayacaklarsa Rigby’nin ana enstrumanı tenor saksofonun yanı sıra, flüt ve bas klarnet çalmasını da bekleyebiliriz.

İstanbul konseri çıktıkları turnenin 8. ayağı olacağından ötürü repertuvarı pişirmiş şekilde geleceklerine ve modern caz sevenleri mutlu edeceklerine kesin gözüyle bakabiliriz.

Ancak yine de tavsiyemizdir; dinlerken hazmetmeyi değil sizde bırakacağı ve an be an değişken olacağına emin olduğumuz tortunun tadına varmayı hedefleyin; seversiniz.

Turgay Yalçın

Yayın Yönetmeni. Müziksever. Yazar. Radyo Programcısı.

Turgay Yalçın 'in 72 yazısı var ve artmaya devam ediyor.. Turgay Yalçın ait tüm yazıları gör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir