Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Spotify Bluesky
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    • ANA SAYFA
    • YENİ
    • VİTRİN
    • PORTRE
    • GÜNCEL
    • GÖRÜŞ
    • RÖPORTAJ
    • YAZARLAR
    • ENGLISH
    Dark Blue NotesDark Blue Notes
    GÖRÜŞ

    Caz Öldü! Katil Aranıyor!

    Turgay YalçınBy Turgay Yalçın15 Nisan, 2024

    “And the rest is rust and stardust” ― Vladimir Nabokov, Lolita

    “I’m a dinosaur, somebody is digging my bones” ― Dinosaur, King Crimson

    Başlangıçta gaz ve toz bulutuydu; döndü, döndü, döndü ve dünya oldu. Caz da evrimleşerek öyle bir noktaya geldi ki başlangıçtaki haliyle arasındaki bağı kurmakta, çoğunluk gibi ben de zorluk çekiyorum. Caz müziğinin, adı konulduğu andan önce de sonra da melez karakterde olduğunu, haricen eklenenlerle değiştiğini, tabii ki, biliyorum. Ancak bu evrim sürecinin hangi aşaması onu artık caz olarak adlandırılamaz hale getirecek sorusu kafamı kurcalamaya da devam etmiyor değil.

    Mesela saksofoncu Kenny Garrett‘ın, elektronik ses erbabı Svoy‘u (ya da gerçek adıyla Mikhail Tarasov‘u) ortak alarak kaydettiği Who Killed AI? albümünde doğaçlayarak çalıyor olması, saksofondan aldığı arızi ve kendine has telaffuz şeklini koruyor olması, işittiğimizin caz olarak adlandırılmasına ne ölçüde yeter?

    Merakla ve sabırla baştan sona dinledim. Sonra Kulaklığımı takıp yakından dinledim ama dinlediğimi cazla ilişkilendirmekte zorlandım. Gayriihtiyari sorular uçuşmaya başladı zihnimde.

    Hiç bir parçasını konserlerinde aynı şekilde çalmayan ve başta gitaristi Jerry Garcia olmak üzere herkesin doğaçladığı The Grateful Dead’in müziğine caz demekten bizi alıkoyan nedir?

    Ya da Lew Tabackin’in ya da Ira Sullivan’ın kendi ses ve cümleleme karakterlerini koruyarak çaldığı Tom Waits albümlerini nasıl sınıflandıralım?

    Branford Marsalis, Omar Hakim ve Kenny Kirkland’in eşliğiyle albüm kaydeden, turneye çıkan Sting’i neden cazcı olarak adlandırmıyoruz?

    Kenny Garrett’ın ustalığını sorguluyor değilim; zaman zaman yaptığı muhteşem müziği unutuyor da değilim ama az önce saydığım isimlerin Garrett’dan daha az cazcı olduğunu iddia edecek birisi çıkar mı?

    Yoksa, caz müziği, caz müzisyenlerinin yaptığı müziktir genellemesini kabullenip sorgulamamalı mıyız? Kapaktaki Garrett ismini kaldırsak körleme işittiğinize caz diyebilir misiniz?

    Kaldı ki Svoy’un döşediği ritmik tabanın benzerine, caz olduğundan şüphe edemeyeceğimiz hiç bir albümde rastlamıyorsak, işittiğimiz ritmik öğeler ve çalınış şekli club müziğinin karakteristiğinden başka bir şey değilse, Who Killed AI? nasıl ve neden bir caz albümü?

    Albümde sunulan müziğin yapay zekayla bağlantısını bilmem, yapay zekayı kim öldürdü, sahiden öldü mü, oysa daha yeni doğduydu, doğarken mi öldü, bunları hiç bilemem ama Garrett cinayeti işlediği yere geri dönüyor gibi gelmiyor mu size de? Hani, kariyerinin başında ve bazılarına göre zirvesinde Miles Davis’le birlikte yaptıklarına geri dönmüyor mu sizce de?

    Miles Davis’in 1964’de New York’da, Philharmonic Hall’da kaydettiği yorumu aklınıza getirin; sizce Garrett ve Svoy ikilisi sanatsal açıdan güzel bir My Funny Valentine çalabilmiş mi? Sevgililer Günü geldiğinde, şamdanla aydınlanmış masada sevgilinizle oturuyorken fona Chet Baker’ınkini koyabilecek rahatlıkla Kenny Garrett yorumunu da koyabilir misiniz?

    Ya da ustasının cazı kökten değiştiren Bitches Brew albümündeki Miles Run the Voodoo Down parçasına göndermeyle kaydettikleri Miles Running Down AI, selefine oranla yavan ve hayal gücünden yoksun değil mi?

    Caz satmıyor! Gençler caz dinlemiyor!

    Caz olanı sevmiyorlar diye caz olmayanı caz diye sunmak şart mı? Cidden soruyorum, caz herkesin sevdiği bir müzik olmak zorunda mı? Sevince dünya pirüpak mı olacak?

    Edebiyat, plastik sanatlar, caz, opera, tiyatro ve bilimum sanat dalları can çekişiyor. Hatta insanlık can çekişiyor, vasatın norm olduğu bir süreçten geçiyor. Her şey mal, her şey meta. Herkes de hal edilinceye dek derebeyi. Cazı sevmeyenler cazın etrafında dolanıp caz festivali düzenliyor; kendisini caz müzisyeni olarak anmayanı dahi cazcı diye, itiraz edenleri gerikafalı diye afişe ediyor. Ne de olsa kendisi olmasa da cazın adı para ediyor.

    Yakına bakınca gözlerinizi oyabilirler, uzaklaşalım; Montreal caz festivalinde, düzenlendiği ülkenin muazzam caz geleneğini sürdüren, genişleten isimlerden hiç birisi listede yok. Günümüz cazının kıdemlilerine gelirsek, Orrin Evans, Chris Potter, Jason Moran birer kibrit kutusu olmuş. Joshua Redman bir basamak yukarıya çıkabilmiş, ne de olsa o da crossover işlere meğil etti. Tamam da, onca çabasına rağmen Kenny Garrett da Laufey kadar cazcı olamamış. Oysa bu afişe bakınca, Svoy liste başı olabilecek isim.

    Batının muassır medeniyeti böyle yapınca bizimkilerin de feyz almasına laf etmesek mi, ne? Ne de olsa nerde durup gözünü nereye dikiyorsa o kadarını görür insan.

    Ne kıyamet tellallığı yapmaya çalışıyorum ne de cazın gardiyanlığını. Sadece samimiyetsizi ayıklamak gerektiğini savunuyorum.

    Yirmilerimde olsaydım Garrett & Svoy albümünü fona atıp keyifle dans ederdim. Hakkını yemeyeyim, güzel dans müziği.

    Ama, işte, buna caz demezdim. Dans ederdim.

    Siz siz olun, siz de demeyin. Güzele güzel deyin kâfi. Sevdiyseniz dinleyin, keyfini sürün.

    *

    Meraklısına Notlar:

    • Turgay Yalçın’ın Dark Blue Notes’daki yazıları
    • 2024’de çıkan diğer caz albümleri.
    • Dark Blue Notes’daki diğer Görüş yazıları.
    • Kenny Garrett Spotify sayfası.
    2024 Kenny Garrett Miles Davis Svoy
    Share. Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp Telegram Email Bluesky Copy Link
    Previous ArticleJacky Terrasson Dünyasından Notlar
    Next Article İstanbul West Side Collective, Salon IKSV sahnesinde!
    Turgay Yalçın

      Yayın Yönetmeni, Kurucu Ortak, Yazar, Radyo Programcısı.

      Related Posts

      Karanlığın içinde bir ışık aramak: Lakecia Benjamin ve We Dream

      4 Haziran, 2026

      Tyshawn Sorey – Members… Don’t! (2026 Pi Recordings)

      4 Haziran, 2026

      Steve Swallow: Winter Songs (ECM 2026)

      4 Haziran, 2026
      Yazarlar
      Kimiz?

      Dark Blue Notes müziği sevenlerin, sevdiklerini neden sevdiğini anlama çabasından doğan bir oluşum. DBN, müziği yaşamlarının dekoratif bir deseni değil, aksine, yolculuklarının yoldaşı olarak görenlerin; tür farkı gözetmeksizin iyi müziğin peşinde olanların; aktüel olandan kopmadan kalıcı olanı arayanların dergisi.

      DBN, müzikle ciddi olarak ilgilenenlere özgün içerik sunmayı, bu yolla benzer bakışa sahip insanların arasındaki iletişimi arttırmayı hedefliyor. Sayfaları, sıfatları ne olursa olsun fikri olanlara, bunu paylaşmayı isteyenlere açık.

      Her türlü eleştiriniz, öneriniz ve katkılarınız için bize [email protected] adresinden erişebilirsiniz ve eğer destek olmak isterseniz bunu Patreon aracılığıyla yapabilirsiniz.

      İçeriklerden makul miktar alıntı yapabilirsiniz ama lütfen kaynağına bağlantı koyma (hatta DBN’e haber verme) nezaketini gösteriniz.

      Yazıların telifi yazanlara aittir.

      Yayın Kurulu: Burak Sülünbaz, Bülent Seyitdanlıoğlu, Mine Gürevin, Murat Küpeli, Turgay Yalçın.

      Yayın Yönetmeni: Turgay Yalçın.

      Reklam: [email protected]

      Copyright © 2026 Dark Blue Notes. All rights reserved. Powered by MOBCODES.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

      Dark Blue Notes’da yayımlanan içeriklere doğrudan erişmek için Whatsapp Kanalımıza abone olun!

      Kanalı Görüntüle