“Sarper Hoca’m bu dar-ı dünyadan göçeli tam üç sene oldu. Aslında anlatacak çok şey var. Yine de mazideki güzellikleri zihnimizde yad etmek onları yaşatmanın hâlâ en eşsiz yolu bence.”
Yazar: Uğur Küçükkaplan
Her geçen gün siyasi açıdan daha fazla kutuplaşan halkın büyük bölümünün şehirlere yığılıp hayatta kalmaya çalıştığı bir çağda, gettosundan çıkan müzik çaresizce geçmişteki itibarından yiyor.
1982’de Yaşar Kekeva Plakçılık’tan çıkan Ajda Pekkan albümü Sevdim Seni, dinleyicisine çok özel bir deneyim vadeden albüm.
Ardından: 2024! Uğur Küçükkaplan, eğitmen, yazar, müzisyen ve dinleyici gözüyle geride kalan yıla dair izlenimlerini yazdı.
Günümüzde müzik dinlenen değil işitilen, hatta çoğu zaman maruz kalınan birtakım seslerden ibaret. Görüntüye eklenebildiği ölçüde kullanışlı, işimizi gördüğü, günlük eğlence ihtiyacımızı karşıladığı oranda değerli. Herkes için değilse de toplumun geneli için durum tam olarak böyle. Uğur Küçükkaplan, yaşamdan beslenmeyen, dolayısıyla yaşamın doğallığını, canlılığını, heyecanını ve çeşitliliğini yansıtamayan müzikler çağını yazdı.
Uğur Küçükkaplan’dan klasik müziğin hayattayken efsaneleşmiş icracıları arasına giren, Rus asıllı piyanist Grigory Lipmanoviç Sokolov portresi.
Uğur Küçükkaplan, Netflix’te yayınlanan Pop Müziğin En Muhteşem Gecesi belgeselinden yola çıkarak popüler müziğin kalıcılığını sorguluyor.
Uğur Küçükkaplan bu yazısında, bağlamından kopartılarak içi boşaltılan müziğin, görüntünün hakimiyeti altında günümüzdeki teşhire dayalı ‘pornografik yaşam tarzı’nı nasıl yansıttığını ele alıyor.
Uğur Küçükkaplan, kısa süre önce yayınlanan “Atatürk’ün En Seveceği Şarkılar” belgeseli ve Spotify listesi hakknda yazdı.
Uğur Küçükkaplan, Halit Refiğ’in yönetmenliğini yaptığı Leylâ ile Mecnun filmi üzerinden Türk aydının yaptığı işle barışık olamama hâlinin doğurduğu ketumiyetin sonuçlarını tartışıyor.

